Stephen Hawking Kimdir?

Stephen Hawking, 8 Ocak 1942 tarihinde İngiltere’nin Oxford şehrinde, biyoloji uzmanı olan Frank Hawking ve Isobel Hawking’in çocukları olarak dünyaya gelen Hawking’in, doğumundan sonra ailesi Londra’ya geri döndü.

Stephen Hawking 1960‘ların başında 21 yaşındayken rehabilitasyonu olmayan Amyotrofik lateral skleroz (ALS) hastalığına yakalandı. Motor nöronların giderek yüzde seksenini öldürerek sinir sistemini felç eden; ancak beynin zihni faaliyetlerine dokunmayan bu hastalık, Hawking’i tekerlekli sandalyede yaşamaya mahkûm etti. Tanınmış kişi bilim insanı, 1985 seneninden bu yana sesini de yitirmiş olduğu için, koltuğuna yerleştirilmiş, yazıları sese dönüştürebilen bilgisayarı sayesinde insanlarla iletişim kurabiliyor. Şu anda Hawking, ilmi uğraşlarında ve günlük yaşantısında etrafından ve ailesinden büyük destek almaktadır. Konuşmak istediği anda, elindeki elekronik aleti sıkarak,sandalyesine bağlı özel bilgisayarının ekranına, dakikada vasati 10 kelimeyi sıralayabilmektedir.

Profesör Hawking, Newton ve Einstein’den sonra gelen en büyük fizikçi olarak kabul edilmektedir. Çok kabiliyetli fizikçiler verilen unvan olan Lucasian Profesörlük unvanı, Cambridge Üniversitesi’nce, Newton ve ve Dirac’tan sonra bir de Hawking’e verilmiştir.

Hawking, teorik fizikte çok aktüel olan, fizikteki dört-çeşit kuvveti beraber izaha çalışan Büyük Birleşim Kuramı’ni kurucusu olup, bu arada Einstein’e ait rölativite kuramı ile, çağdaş fiziğin en sofistike kuramı olan kuantum mekanik kuramı birleştirmeye çalışmaktadır. Bu birleştirmeler gerçekleşirse, evrenin oluşumu ile ilgili daha sağlam ve net bilgilere ulaşılacaktır. Hawking, kozoloji ve evrenle alakalı bilgilerin hemen hemen herkesin anlayabileceği bir dille, Vaktin Kısa Tarihi (A Brief History of Time) isimli kitapta yazdı.

Stephen Hawking, evrenin temel prensipleri üzerine çalıştı.Roger Penrose ile birlikte Einstein‘ın Uzay ve Vakiti kapsayan Genel Görelilik Teorisinin, Big Bang‘le başlayıp karadeliklerle sonlandığını gösterdi. Bu netice Kuantum mekaniği ile Genel Görelilik Teorisi’nın birleştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyordu. Bu yirminci asrın ikinci yarısının en büyük buluşlarından biriydi. Bu birleşmenin bir sonucuda karadeliklerin aslında tamamiyle kara olmadığını, lakin radyasyonyayıp buharlaştıklarını ve görünmez olduklarını ortaya koyuyordu. Diğer bir sonuç da evrenin bir sonu ve hududu olmadığıydı. Bu da evrenin başlangıcının tamamen bilimsel kaideler çercevesinde olduğu mananına geliyordu.

Fiziğe katkılarından dolayı 12 onur derecesi alan, 1974’te Royal Society’nin en genç azalarından biri olan ve 1979 seneninde, Isaac Newton için kurulan Lucas Kürsüsü’ne kazançlan Hawking, 1982’de de Kraliçe Elizabeth II tarafından CBE ile ödüllendirildi. 1989’daCompanion of Honour’a layık görülen Hawking, Amerikan Milli Bilimler Akademisi azasıdır.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir