Nikola Tesla Kimdir ?

 

Nikola Tesla (D. 10 Temmuz 1856, Hırvatistan – Ö. 7 Ocak 1943, New York). Mucit, Elektrik Mühendisi, Makine Mühendisi, Fizikçi ve Elektrofizik uzmanıdır. Elektriğin ticari kullanımının önünü açan kişidir. Elektromanyetizma alanında devrimsel buluşlara imzalamış, kuramları ve patentleri sayesinde alternatif akım, elektrik güç sistemi, çok fazlı güç sistemi ve indüksiyon motorlarının gelişmesini sağlamıştır. 1894 seneninde kablosuz uzaktan kumanda ile gerçekleştirdiği gösteri ve “Akımlar Savaşı”ndan galip çıkması sebebiyle AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ’nin en büyük elektrik mühendislerinden biri olarak kabul edilmiştir. En büyük düşü olan “Kablosuz Enerji Aktarımı” ile ilgili deneyler yapmış, kilometrelerce ötedeki lambaları kablosuz olarak aydınlatmıştır.

Tüm vakitlerin en büyük mucitlerinden biri olmasına karşın ismi ders kitaplarında seyrek geçer ve pek bilinmez. Çağdaş teknolojinin temelini teşkil eden, dünya bilim ve teknoloji yapısını kökünden değiştiren bu büyük bilim insanı, 700 yakın patentle dünyanın en fazla patente sahip bilim insanı olarak dünya tarihine geçmiştir. 1960 seneninde toplanan Ağırlık ve Ölçüler Genel Konferansı’nda (General Conference on Weights and Measures) “Manyetik Alan Şiddeti”nin birimi Tesla olarak kabul edilmiştir. Tüm hayatını insanlığa adayan, hiç izdivaç etmeyen, en iyi arkadaşları tanınmış Amerikan yazar Mark Twain ve güvercinler olan bu eşsiz bilim insanına Einstein ve Edison’a verilen değer düşünüldüğünde hem geçmişte hem de son zamanlarda ciddi bir biçimde haksızlık yapıldığı yüzde yüz. Bu yüzden Tesla’yı doğru anlamak ve anlatmak bilimin gelecek kuşaklara temiz ve tarafsız olarak aktarılmasında büyük ehemmiyet taşıyor.

Şahsi Hayatı

Babası bir papaz olan Tesla’nın annesi okuyup yazamamasına rağmen, halk arasında pratik hane gereçleri mucidi olarak bilinirdi. Tesla, annesini hayatında gördüğü en büyük mucit olarak tanımlar. Babası Tesla’nın her vakit papaz olmasını istiyordu, Tesla ise mühendislik okumayı istiyordu. Tesla, geçirdiği ölümcül bir hastalık esnasında “mühendislik okursam çok daha iyi olurum” demiş, babası da onu kıramamıştır. Annesinin de desteğini alan Tesla, Avusturya Graz Politeknik’e 1875 seneninde başladı.

3. Sınıfta Okulu Bıraktı ve Ailesiyle ilişkisini Kesti

Burada Elektrik Mühendisliği okuyan Tesla alternatif akım üzerine çalışmaya başladı. Ancak şahsi takıntıları ve asosyalliği hasebiyle 3. sınıfın ilk döneminden itibaren okulu bıraktı. Bir takım kaynaklar okulu bitirdiğini söylese de üniversite Tesla’nın mezun olmadığını ve okula 1878 ilk döneminden sonra devam etmediğini bildirmiştir. Ailesiyle ilişkisini keserek bir oto mühendislik firmasında çalışmaya başlayan Tesla bu dönem oldukça ağır bir çöküntü dönemi geçirdi. Daha sonra babasının isteği üzerine Prag’ta Charles Ferdinand Üniversitesi’ne başladı. 1880 seneninde burada bir yaz dönemi öğretimine devam etti ve babasının ölümü üzerine okulu bıraktı. Budapeşte’de milli telefon şirketinde çalışmaya başladı ve bir yıl sonra şefliğe yükseldi.

İndüksiyon Motoru İçin Çalışmalara Başladı … 

1882 seneninde Paris’e taşınarak Continental Edison Şirketi’nde çalışmaya başladı. Bu şirket Edison’un fikirlerini Avrupa’da uygulama ile ilgili çalışmalar yapıyordu. Burada doğru akım motorları ve dinamolar ile ilgili geniş ve ehemmiyetli deneyimler edindi. Oradayken çalıştığı döner makineleri savunmak için regüle edici kontrol aletleri buluş etti. Bu arada indüksiyon motorları üzerine çalışmaya başlayan Tesla dönen manyetik alanlar ile bu dönemde ilgilenmeye başladı.

Amerika Seneleri

Tesla, 1884 seneninde daha önceki patronu Charles Batchelor’un referans mektubu ile AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ, New York’a geldi. Thomas Edison’a yazılan mektupta şu satırlar yazıyordu: “iki tane büyük adam tanıyorum; biri sensin, ötekisi de bu genç adam…” Böylelikle Tesla, Edison Makine İşleri isimli şirkette çalışmaya başladı. Edison bu şirket ile Pearl Caddesi’nin aydınlatmasını sağlıyordu. 110 volt ile çalışan bu doğru akım dağıtım sistemi, uzak mesafeler için yetersiz kalıyordu. Tesla burada kolay elektrik işlerini yapmaya başladı. Şirketin çeşitli teknik meselelerine analiz eder getirdi. Hem de doğru akım generatörleri üzerinde tasarım farkları önerdi. Bu dönemde Edison’un şöhretinden de etkilenerek heyecanla alternatif akımla konusunda düşüncelerini Edison’a aktaran Tesla, beklediği alakayı göremez. Aksine Edison Tesla’ya, gereksiz kuramlar üzerinde zaman kaybetmemesi istikametinde nasihat verir ve böylelikle “akımlar savaşı” (War of the Currents) gayri resmi olarak başlar.

Parasını almaya Giden Tesla’ ya Edison’ dan Espirili Cevap

Tesla’nın iddiasına göre, Edison’un verimsiz motor ve generatörlerini geliştirmesi karşılığında kendisine 50.000 dolar (bugünün parası ile 1.1 milyon dolar) öneri edilmiştir. Ancak parasını almaya gittiğinde Edison’dan şu yanıtı alır: “Tesla, Amerikan şakalarından anlamıyorsun!”. O vakte kadar haftada 18 dolar karşılığında çalışan Tesla, haftalık 25 dolar’lık önerisi reddederek işi bırakır.

Bir Sene Çukur Kazma İşinde Çalıştı

Takriben bir sene parasız gezen Tesla bu dönemde çukur kazma işlerinde dahi çalışır. Beraber çalıştığı çukur kazıcı, yemek saatlerinde Nikola Tesla’nın ilgilendiği yeni elektrik sistemlerinin hayali tariflerinden etkilenerek Tesla’yı A. K. Brown isimli firmanın sahibiyle tanıştırdı. Nikola Tesla’nın parlak tasarılarıyla büyülenen Brown ve bir ortağı, büyük bir atılım yapmaya karar verirler. Ortaya belirli bir miktar para koydular ve bu para ile Tesla, Batı Broadway’de bir deney laboratuvarı kurdu. Orada jeneratör, transformatörler, mesajım (transmisyon) hattı, motorlar ve ışıklar gibi tasarladığı sistemlerin tümünün tasarılarını hazırladı. Hem de iki ve üç fazlı sistemleri de tasarladı.

Enteresan ve Değişik Fikirleri Patent Almasını Kolaylaştırdı

Tesla bu dönemde art arda bir hayli patent aldı. Bu kadar hızla alınan patent serisinin eşi görülmemişti. Fikirler enteresan ve bir o kadar farklıydı, bir çelişme veyahut bir tahmin yoktu. Bu yüzden patentler tek bir tartışma bile yapılmadan verildi.

Tesla için artık işler yolundaydı ve hayatı için dönüm noktalarından olan Amerika Elektrik Mühendisliği AIEE (şimdiki IEEE) toplantısında yaptığı tek ve çok fazlı alternatif akımları gösterisi büyük bir alakayla karşılanmıştı. Bu toplantı sayesinde alternatif akımın doğru akıma göre enerji taşınmasında ne kadar randımanlı ve üstün olduğu görüldü.

AC Akım Nasıl Ticarileştirilecekti ?

Ama mesele, alternatif akımın ticarileşmesinin nasıl olacağı sualiydi. Edison, başka bir deyişle General Electric bunu yapamazdı. Şayet yaparlarsa kendilerini tekzip eder bir pozisyona düşmüş olacaklardı. Bu işi Edison’un amansız rakibi, bugün de varlığını hali hazırda sürdüren Westinghouse şirketinin kurucusu George Westinghouse yapacaktı. Tesla’nın laboratuarına gittikçe onunla tanışan Westinghouse, Tesla’nın alternatif akım patentlerine talip oldu ve satış hissesi olarak at gücü bir dolara anlaştılar.

General Electric Nihayetinde Pes Etti

Bu anlaşmanın hemen peşinden General Electric değişen ve gelişen elektrik dünyasında varlığını sürdürebilmek için Westinghouse şirketinden lisans almak zorunda kaldı. Böylece Tesla ilk zaferini ele geçirmiş oldu. İkinci zafer de çok gelmeden gelecekti. Niagara şelalesinin gücünden elektrik üretmek için uluslar arası bir komisyon heyetmişti. Komisyon bir izah yaparak doğru akımın bu proje için en uygun olduğuna karar verildiğini izah etti. Ancak üretilen elektrik 26 mil uzaklığa Buffalo şehrine taşınacaktı. Ancak bu mesajımın doğru akımla ile nasıl olacağını hesap edemeyen komisyon, alternatif akımda karar kılmak zorunda kaldı. Böylelikle bir sefer daha alternatif akımın üstünlüğü ispat etmiş oldu.

Westinghouse, on tane 5000 at gücündeki hidroelektrik jeneratörü için ve General Electric ise mesajım hattı için sözleşme yaptılar. Bu sistemdeki mesajım hattı, rakımcı ve alçaltıcı transformatörler Nicola Tesla’nın 2 faz projesi için uygundu. Hareket eden parçaları azaltmak için, dıştan dönen alan ve içi sabit armatürlü, büyük alternatörler tasarılanmıştı.

O zamana kadar bu büyüklükte bir proje yapılmadığı için bu tarihi proje heyecan yarattı. Dakikada 250 devir yapan, her biri 1775 Amper veren, 2250 Volt’luk on büyük alternatör, iki fazlı 25 Hz (Hertz)’de 50 000 Beygir gücü veya 37 000 kW’lık çıkış oluşturuyordu. Rotorların her biri, 3 metre çapında, 4,5 metre uzunluğunda (düşey jeneratörlerde 4,5 metre yükseklik) ve 34 ton ağırlığındaydı. Sabit parçaların her biri 50 ton ağırlığındaydı. Gerilim, mesajım için 22.000 Volt’a çıkarıldı.

Yüksek Frekans, Yüksek Gerilimin Ölümcül Tesirini Ortadan Kaldırıyor

Nicola Tesla, alternatif akım ve yüksek frekansla alakalı olarak aşağıdaki sözleri söylemiştir; “Frekans yüksek olduğu sürece yüksek voltajlardaki alternatif akımlar derinin yüzeyinde, rastgele bir yaralanmaya kapı aralamadan salınırlar. Fakat bu amatörlerin becerebileceği bir şey değildir. Sinir dokularına nüfuz edebilecek miliamperler öldürücü bir tesir yaratabilir fakat derinin üzerindeki amperler kısa müddetler için zarar vermez. Derinin altına sızabilecek düşük akımlarsa, ister alternatif ister doğru akım olsunlar, ölüme sebep olabilir.”

1904 yılı Tesla ve dünyamız için bir önemli bir dönem noktasıydı. Tesla’nın en büyük hayallerinden biri enerjinin kablosuz olarak iletilebilmesiydi. Böylece enerji herkes için daha ucuz ve erişilebilir hale gelecekti. Tesla bu çalışmalarını ünlü Amerikan yatırımcı J.P Morgen’a açtı. Tesla’nın o dönemdeki en önemli mali destekçilerinden Morgan, Tesla’nın bu düşüncesini enerjinin çok ucuzlamasına kapı aralayacağı gerekçesiyle reddeder ve desteğini Tesla’dan çeker. Belki de insanlık tarihini değiştirebilecek bir buluş tarihe gömülür. Bugün Tesla makarası dediğimiz bu mekanizmayla küçük voltajlı elektriği kolayca kablosuz iletebiliyoruz. Bu konuda çeşitli iddialar olsa da (Tesla’nın bu buluşunun bitirdiği ama Morgan ile benzer sebeplerden dolayı gizlendiği gibi) insanlık yerine büyük bir fırsatın tepildiği bir gerçek.

Tesla bu tarihten bu sonra çalışmalarına parasal olarak ciddi bir destek bulamasa da çalışmalarına ara vermeden olarak devam etti. Bugün kendisinden kalıt olarak radyo, flüoresan, radar, MR, alternatif akım motorları, lazer ve robot teknolojileri, yer sarsıntısı makinesi kaldı. Kuşkusuz Tesla’nın buluşları dünyamızı daha yaşanılır kıldı fakat daha da ehemmiyetlisi Tesla’nın bilimini yalnızca insanlık için adaması katiyen bir tüccar gibi davranmaması onu bir bilim insanının olmanın ötesine taşıdı.

Uzaktan radyo kontrolü

Nikola Tesla’nın uzaktan radyo dalgaları ile yaptığı çalışmalar Mors koduyla yapılan haberleşmeden daha ileri gitti. 1898’de New York şehrinin Madison Parkı’nda (Madison Square Garden) alanın ortasına büyük bir tank koydu ve suyla doldurdu. Bu küçük gölün üzerine, yüzmesi için, 1 metre uzunluğunda anten direği olan bir tekne koydu. Teknenin içinde bir radyo alıcısı vardı. Nicola Tesla, seyircilerin isteği doğrultusunda ileri gitme, sağa veya sola dönme, durma, geri gitme, ışıkları yakıp söndürme gibi çeşitli şeyleri uzaktan radyo kontrol sayesinde yaptı. Unutulmaz gösteri tüm seyircileri hayran bıraktığı gibi günlük gazetelerin ön sayfalarında bulundu. Projelerinin tanıtımında gösterişli metotlar uygulayan Nikola Tesla’yı izleyen herkes Nikola Tesla’nın bunu beyin gücüyle yaptığına inanmıştır. Daha sonra Nikola Tesla uzaktan kumandayı izah etmiştir. Bu buluşun üstüne New York Times gazetesinden bir yazar Nikola Tesla’ya bu şekilde uzaktan kumanda ile savaşan denizaltılar yapabilirsiniz demiştir. Nikola Tesla ise bu “bir savaş aracı değil, robot ırkının ilk temsilcisidir, başka bir deyişle insanlığın hizmetinde kullanılabilecek onların işlerini azaltarak yapacak mekanik adamdır” demiştir.

Bu buluş temel alınarak son zamanlarda uzaktan kumanda ile kontrol edilebilen uzay mekikleri, uydular ve çeşitli silahlar geliştirilmiştir. Günümüzdeki uzaygemisi uzaktan kumanda merkezleri Nikola Tesla’nın metodunu uygulamaktadır.

Yüksek frekans liderliği

tesla-master-of-lightningNikola, araştırmalarında, yüksek gerilim ve yüksek frekansın bilinmeyen alanlarına daha çok yer verdi. Yüksek frekans aletlerini kullanırken, bir elini her zaman cebinde meblağdı. Bütün laboratuvar asistanlarına bu ön önlemi almalarında ısrar ederdi ve bu kaide, bugüne kadar her zaman gerilim itibariyle tehlikeli alet çevrenindeki uyanık araştırıcılar tarafından da uygulanmaktadır. O vakit istifade edilmemiş olmasına karşın, Nikola Tesla’nın yüksek frekans ve yüksek gerilim alanındaki bulguları, çağdaş elektroniğin yolunu açtı. Bir yüksek frekans transformatörü ile (Nikola Tesla Makaraları – Nikola Tesla Coils) çıplak elinde tuttuğu gazlı tüpü yakacak şekilde vücudundan, zarar vermeden, yüksek gerilimli akım geçiriyordu. O günlerde Nikola Tesla, aslında neon tüpünün ve flüoresan tüpünün aydınlatmasını gösteriyordu.

Bazen, frekans aralığının alt ve üst bölümlerinde yaptığı tecrübeler, Nikola Tesla’yı keşfedilmemiş bölgelere yöneltti. Mekanik ve fiziksel titreşimlerle çalışırken, Houston Caddesindeki yeni laboratuvarının çevreninde özbeöz bir depreme kapı araladı. Binanın tabii titreşim frekansına yaklaşan, Nikola Tesla’nın mekanik osilatörü, eski binayı sallayarak tehdit etti. Bir blok ileride, polis karakolundaki eşya esrarlı bir şekilde dans etmeye başladı. Böylelikle, Nikola Tesla, titreşim, titreşim ve “natürel 7 periyot”a ait matematiksel kuramları kanıtladı.

İyonosfer çalışmaları, radar ve türbinler

Tesla dünyanın tabakalarından biri olan iyonosferin insanlığın faydanına kullanabileceğini söyleyen ve bunu kanıtlayan bilim insanıdır. İyonosfer, 19. asırda keşfedilmiştir, dünyanın üzerinde bulunan üçüncü sıra tabakadır ve Tesla’yı ilgilendiren en ehemmiyetli özelliği elektrik enerjisinin ve radyo,ses ve elektro manyetik dalgaların kablosuz olarak çok uzak bir noktadan diğer noktaya taşımasını sağlamaktadır.

Tesla iyonosfer konusunda çok fazla araştırma yaparak ilk radyo yayın merkezi ve kablosuz elektrik taşıma merkezi olan Shoreham, Long Island’da 1901 ile 1905 seneleri arasında Wardenclyffe Kulesini inşa eder.

Dünya çapında telsiz

Long Island’ın tepelik bölümünde, Wardenclyffe yakınında ağır ağır yükselen garip yapı bütün izleyenlerin alakasını çekerdi. Tek parça olması dışında, büyük bir mantara benzeyen yapı, yerdeki bölümü geniş ve 62 metre yukarısındaki tepe noktasına doğru daralan, kafes şeklinde bir iskelete sahipti. Tepede 30 metre çapında bir yarım küreyle örtülüydü. İskelet, bronzdan kalın civata ve bakır lamalarla birbirine bağlanmış, sağlam ağaç kolonlardan yapılmıştı. Yarım küre şeklindeki tepe, üstten sathi olarak bakır bir elekle kaplıydı. Tepedeki kürenin iç bölümündeki sekonder 100 sarımlı ve 3 metre çapındaydı. Üreticisi, istasyondan birkaç mil uzaklıkta bulunan enerjiyi kullanırken, Tesla ilk insan yapımı şimşeği oluşturdu. Bir direğin tepesindeki 1 metre çaplı bakır küreden, 30 metre uzunluğunda, kulakları sağır eden şimşekler çaktı. Ufka kadar gök gürültüsü duyuldu. 100 milyon Volt değerinde gerilim kullanılıyordu.

İlk tecrübesinde, vericideki güç jeneratörünü yaktı. Ama onararak 26 mil uzağa, gücü telsiz ile iletebilinceye dek deneylerine devam etti. O uzaklıkta, toplam 10 kW’lık 200 tane akkor ampulü yakmayı muvaffak oldu. Daha sonra, kendi patentleriyle tanınmış olan Fritz Lowenstein, Tesla’nın yardımcısı iken bu gösterişli başarıya tanık oldu.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir