Sümer mitolojisi ve dinsel düşüncenin evrimi

 

Dicle ve Fırat nehirlerinin can verdiği Mezopotamya,  Şu an ki verilere göre  muasırlığın başlangıç yeri olarak kabul edilmektedir.Yunanca ” ırmaklar arasındaki ülke” demek olan Mezopotamya  bölgesi  AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ li  James  Henry Breasted  tarafından  Verimli hilal  olarak adlandırılmıştır.İki ehemmiyetli nehrin varlığı  nedeni ile sulanabilme olanağına sahip bu topraklar büyük ihtimalle  insan erkek çocuğunun yerleşik hayata geçtiği,tarım yapmaya başladığı ilk bölgedir.

Mezopotamyanın bilinen en daha önceki muasırlığı olan Sümerlerden günümüze kalan  veriler bu muasırlığın düşünce ve inanış biçimlerinin tesirlerinin bugün bile düşünce yapımızda,dinsel inanışımızda devam ettiğini göstermektedir.Hem de S.N.Kramer’in  dediği gibi beklide  Tarih Sümerde başlar.

Başlangıçta çok tanrılı bir yapıda olan Sümer mitolojisi,giderek Babilller döneminde tektanrılı bir inanca doğru evrilmiştir.Seyyare ve güneş tanrısı Utu, Venüs seyyarenini simgeleyen İnanna, bilgelik ve su tanrısı Enki,diğer isimi Tammuz olan bereket tanrısı Baal  gibi bir çok tanrıları vardı.Zamanla Babil de Marduk gittikçe tek yaradan haline  dönüşmüştür.

Sümer Mitolojisi son zamanlarda hali hazırda etkin olan  dinler Musevilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet üzerinde  oldukça ehemmiyetli etkiler ,izler bırakmıştır.

Tufan  öyküsü  bir çok kültürün mitolojisinde bulunur.Ancak Tufan  öyküsünün  en daha önceki ve ilk sürümü  Sümerlere ait Gılgameş Destanında bulunur.Öykü çok az farklıklarla  Mukaddes kitaplarda bulunmuştur.(Tevrat,Tekvin 9:29,Kuran Ankebut suresi 14,Hüd suresi 40 ve başka bir takım ayetler))

Gılgameş Destanı, tarihte bilinen en daha önceki medeniyetlerden olan Sümerlerin yaşayışları ile ilgili bilgi verir ve kendisi de ilk yazılı destan olma özelliğini taşır.

Gılgamış Destanı’nın en ehemmiyetli özelliklerinden biri de, anlattığı “Tufan” öyküsünün, küçük değişimlerle üç büyük dinin mukaddes kitaplarında aynen bulunmasıdır.Mesela Gılgameş, ölümsüzlük otunu bulan Ziusudra’yı (Utnapiştim) bulmak için yola çıkar ve Tilmun adasına erişir. Ziusudra burada Tevrat ve Kur’anda Nuh’un yaşı ile ilgili tekrarlanan bir ifadeyle kendisinin 950 yaşında olduğunu söyler ve takriben yarım yüzyıl önce yaşadığı tufan hikayesini Gılgameş’a anlatır hikaye nerede ise  aynı şekilde  Ortadoğu orijinli dinlerde  anlatılır.

Halen genel kabul  tek tanrılı Ortadoğu orijinli dinlerin kaynağının  eski Mısır olduğudur.Harbiden   M.Ö. 1353-1336 seneleri arasında karar sürmüş  Akhenaton veyahut IV. Amenhotep   isimli  mısır firavunun aşağıya aktardığım şiiri ile günümüz Ortadoğu orijinli dinlerin benzerliği dikkat  çekicidir.

Yaradan, uludur, birdir, tektir.

Ondan başkası yoktur.

Bir tanedir,

O’dur her varlığı yaratan.

Bir ruhtur Yaradan, görünmeyen bir ruh.

Ta başlangıçta vardı Yaradan.

Tek varlıktı o.

Hiçbir şey yokken o vardı.

Herşeyi o yarattı.

Ezelden beri gelen varlığı,

Ebediyete kadar sürecek.

Saklıdır Yaradan, kimse görmemiştir onu.

İnsanlara ve yarattıklarına sır kalır her vakit

Sigmund Freud,Musa ve Tektanrıcılık yazılarında  Museviliğin temellerini  Akhenaton tarafından kurulan  Aton(Aten)  dinine bağlar.(S.Freud.Dinin Orijinleri öteki yayınevi Ankara 1995)

Ama tektanrıcılık bundan çok önceden  Mezopotamya da  ortaya çıkar.Başlangıçta geç dönem Mezopotamya  tanrılarından biri olan Marduk  sonradan  Babil şehrinin baş savunucusu duyuru edilmiş giderek  Yüce tek tanrı yada yaratıcı haline dönüşmüştür. M.Ö. 16. Asırda  kral Buhtunnasr (Nabuhodonosor) tarafından tektanrı sayıldı.

Yeniden asal  itibarı ile 3500 seneden fazla bir geçmişi olan Zerdüştlük  dini de tek tanrılı bir dindir.Ve son derece benzer şekilde,diğer Ortadoğu orijinli dinlerde olduğu gibi Zerdüştlükte  bedenin can verdikten sonra dirilip Tanrının (Ahura Mazda)  huzuruna  çıkacağı  ve orada sorgulanacağı belirtilir.(Marduk  giderek gittikçe Mazda’ya dönüşmüştür.)

Kuzey Mezopotamya  halkları Kürtler,Farslar ve Ermenilerin  daha önceki dini olan Zerdüştlük dinine göre  Yeryüzündeki dövüş Yaradan ve İblis arasındaki  bir dövüştür.Bugünkü Ortadoğu dinlerindeki İblis Melek kavramlarının orijini  tam olarak buradadır.

Sümer mitolojisinin temel kaynakları olan Sümer yaradılış destanı Enuma Eliş ve Gılgameş destanından  elimizde olan bölümlerden öğrendiğimiz gibi,Ortadoğu orijinli dinler ile Sümer mitolojisinin yaradılış öyküleri oldukça benzerdir.

Enuma Eliş’te yaradılış şöyle anlatılır,

İnsan nesli Kingu’nun kanından türetilmiştir.Bu olgu benzer şekilde Musevi hristiyan mitolojisinde ve Kuran’da bulunur.

Hacc suresi, 5.ayet: “Ey insanlar! Şunu bilin ki, biz sizi topraktan, nutfeden, sonra pıhtılaşmış kandan, sonra hilkati belirsiz bir lokma et parçasından yarattık”

Kur’an, Mü’minün 12-16: “And olsun ki Biz insanı süzme çamurdan yarattık.”,  Kur’an, Es-Safaat 11: “Hakikat Biz onları cıvık bir çamurdan yarattık.” , Kur’an, Sad 71-76: “Ben yüzde yüz çamurdan bir insan yaratacağım. Artık onu bitirip içerisine de ruhumdan üfürdüğüm zaman kendisi için hemen ona secdeye kapanın.”

Tevrat :(Tekvin 2:5-23) “Ve Rab Allah yerin toprağından Adam’ı yaptı ve onun burnuna hayat soluğunu üfledi ve adam yaşayan can oldu.”

Bu olay esasında günümüz Hristiyanlığına kadar tesirde bulunmuştur. Tanrı Kingu’nun kanının insanı alana getirmesi, tıpkı Hristiyan inancına göre, insanların kurtulması için Tanrı’nın erkek çocuğu olan İsa’nın kanının dökülmesinin gerektiği gibidir.

Benzer şekilde Enki’nin yediği yasak meyveden dolayı cennet adasından kovulması öyküsü, Kutsal kitaplardaki Adem öyküsü ile büyük bezerlik taşır.Bütün örnekleri yada bezerlikleri  buraya aktarmayacağım.Bu konuda sayın Muazzes İlmiye Çığ hanımefendinin çalışması oldukça kapsamlıdır.Okunmasını öneriyorum.

Bilhassa Yahudilerin tanınmış “Babil Sürgünü” sürecinde  Sümer mitolojisine vakıf oldukları büyük ölçüde kabul gören bir görüştür.Daha sonradan bu öykülerin bir bölümünün Kutsal kitaba katıldığı düşünülmektedir.

Sümer mitolojisi ile Musevi mitolojisinin benzerlikleri göz önüne alındığında Sümer Mitolojisinin günümüz dinsel inancında derin izler bıraktığı kolaylıkla anlaşılabilinir.

Okuma teklifleri

Sigmund Freud   Dinin Orijinleri öteki yayınevi Ankara 1995

Muazzes İlmiye  Çığ  Kuran İncil ve Tevrat’ın Sümerdeki Orijini

Colette  Estın-Helene Laporte    Yunan ve Roma  Mitolojisi

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir